Ders Çalışma Konusunda Çocuğuma Nasıl Destek Olabilirim

Ders Çalışma Konusunda Çocuğuma Nasıl Destek Olabilirim
Sözem Eğitim Kurumları

Ders Çalışma Konusunda Çocuğuma Nasıl Destek Olabilirim

 

ÇOCUKLARINIZIN SESİNE KULAK VERİN BAKIN SİZDEN NELER İSTİYORLAR:

  • Gülen yüzünüzü, güveninizi ve desteğinizi,
  • Kötü notu ve başarısızlığın arada herkesin başına gelebileceğini ve bunun kimsenin başarısının sürekli göstergesi olmadığını bilmenizi, bunu ona söylemenizi,
  • Hoşgörünüzü, yapabilecekleri konusunda gerçekçi olmanızı, ondan yapabileceğinin üstünde beklentilere girmemenizi,
  • Huzurlu bir ortamı, herkes gibi hata yapabilme hakkının olmasını,
  • Moral vermenizi, arada da olsa çok üstüne gitmemenizi, başkalarıyla karşılaştırmamanızı,
  • Çünkü herkes kendi başına bir birey ve farklı yeteneklere sahiptir. Sizin çocuğunuzun sınav başarısı başkaları kadar yüksek olmayabilir. Ama hiç merak edip araştırdınız mı belki başkalarının yapamayacağı bazı şeyleri sizin çocuğunuz yapabiliyordur.

 

 

 

DERS ÇALIŞMASI KONUSUNDA

ÇOCUĞUMA NASIL DESTEK OLABİLİRİM?

  "Başarı" mutlu bir hayatı çağrıştırır bizlere. Mutluluğun ön şartı başarmak; başarmanın ön şartı çalışmaktır. Geçmişte çok çalışmanın başarı getireceğine inanılırdı. Günümüzde ise etkin çalışmanın, neyi nasıl çalışacağını bilmenin başarı getireceğine inanılıyor.

 

  Aileler de çocuklarının başarısına katkıda bulunmak, başarıyı arttırabilmek için bir şeyler yapmak istiyorlar. Onların görev ve sorumluluklarını en aza indirerek ders çalışma zamanları çoğaltmayı hedefliyorlar. Çoğu zaman şöyle söylüyorlar: "Ben senden başka hiçbir şey beklemiyorum, sadece ders çalış yeter." Çocuklarının ders çalışmaktan başka sorumluluklarının olmadığını, başka görev vermediklerini, sırf ders çalışması için, ders dışında kalan her işi kendilerinin yaptıklarını anlatıyorlar. Ama bu anlatımın içinde bazen şu anlam da gizli oluyor: "Bu kadar şeyi biz yapıyoruz, çalış ve başar artık."

 

  Olaya çocuk açısından baktığımızda farklı bir tablo görülüyor. Şimdiye kadar yaptığı çoğu işte sorumluluk almamış olan, yapılmamış veya başarılmamış işlerin yükü hep başkalarının omuzlarında olmuş çocuk için, çok ciddi bir sorumluluktur, başarma sorumluluğu. Hayatında hiçbir şeyi elde etmek için uğraşmamış, bir şeyin olması için istemesi yeterli olmuş bir çocuk ders başarısı için de aynı durumun geçerli olacağını zannedebilir. "başarmak istiyorum ama olmuyor." Aslında sorumluluk bilinci, çocuklara hayatlarının ilk yıllarından itibaren kazandırılması gereken bir değerdir. Öğrenci için ders başarısı, ailenin takip ettiği, her adımında yönlendirdiği bir durumdur. Bu durumda kendi ders çalışma durumunu planlayan değil de uygulayan olduğu, başarısına veya başarısızlığına kendinden çok ailesi sevinip üzüldüğü için başarı da başarısızlık da ailenindir. Böyle bir durumda öğrenci başarma duygusunu da başarısızlık duygusunu da kendisi için tam olarak yaşayamaz. Fakat yapılması gereken öğrencinin bu sorumluluğu kendi üstüne almasıdır. Böylece başarı için birinci değer karşımıza çıkar: SORUMLULUK BİLİNCİ

 

  Öğrenciler teknik anlamda ne yapmaları, nasıl yapmaları, gerektiğini bilirler. Fakat bildiği halde yapmıyorsa bu durumda farklı bir etken üzerinde durmak gereklidir. Böyle durumlarda ‘ders çalış’ demek fayda vermez. Çalışması gerektiğinden bahsedildiğinde bile tepkiyle karşılaşabilinir. Aslında problem, hedefleriyle veya kendine başarma konusundaki güveniyle veya kendiyle ilgili başka bir şeyle ilgilidir. O duygu değişmeden öğrenci çoğu zaman ders çalışma durumuna geçemez. Bazen aileleri memnun etmek için ders masasına oturulur veya odaya kapanılır ama bu verimli ders çalıştığı anlamına gelmez. Böylece ailenin tepkisinden kurtulup ders başında oturarak kendi dünyasına dalabilir. Bazen aileler kendilerine  "Neden ders çalışılmaz?" sorusunu da sormak durumundadır. "Onu engelleyen ne olabilir?" Çünkü geçmiş deneyimler, başarısızlıklar veya başarılar öğrenciyi çok etkiler. Yetişkinler olarak bizler de başaramayacağımızı düşündüğümüz işlerde gerçekten başarısız oluruz. Böylece ikinci madde karşımıza çıkar: ÇOCUKLARIMIZI ANLAMAK

 

  Ders çalışmamanın dersin dışında  sebepleri olduğunu anlattık. Durumun dersin zorluğu kolaylığında çok, kişide yarattığı duygu ile ilgili olduğunu aktardık. Aslında çocuklarımızın yaşadıkları bu güzel gelişim sürecinde (çoğu zaman ergenlik deyip sizleri korkutsak da) kişilikleri, kendilerine bakışları, olayları algılayış şekilleri değişip gelişme gösterir. Bu değişkenlik içinde çocuğa hedef gösterebilme, başaracağına inandırma çok önemlidir. Çocuklar özellikle bu dönemlerde kendileriyle bir yetişkin gibi konuşulduğunda, hedefler çok büyük değil de, başarabileceği adımlar şeklinde kendilerine sunulduğunda çok daha güzel şekilde çabalamaktadırlar. Ders çalışmanın ve başarmanın çocukta yaratacağı olumlu duygular desteklenmelidir: Saygınlık, kendine güven, mutluluk vb. ders çalışma bir iş, yapılması gereken tatsız bir görev olmaktan çıkarılıp olumlu duygu ve düşüncelerle ilişkilendirilmelidir. Öğrenci kendi içinde ve kendisi için şu sorunun cevabını vermelidir: "Neden ders çalışmalıyım?" böylece üçüncü madde karşımıza çıkar: HEDEFE SAHİP OLMAK

 

  Kazanımı hedefleyen bir çalışma mantığı oluşturulmalıdır. Saat hesabıyla değil öğrenme oranıyla değerlendirme yapılmalıdır. Kaç saat çalıştın sorusundan ziyade ne çalıştın ne öğrendin sorusu sorulmalıdır. Çalışmaya başlarken çalışma hedefi sorulmalı, bitirdiğinde hedefi kontrol edilmelidir. Çünkü öğrenci iyice bilmelidir ki; aile onu öğrenme durumuna göre öğrenme çabasına göre değerlendiriyor. Odasında bir saat ders çalıştıktan sonra öğrenci "Kaç soru çözdün?","Kaç saat ders çalıştın?" sorularıyla karşılaşıyorsa bu durumdan çıkartacağı sonuç da daha çok soru çözmeliyim veya saatlerce dersin başında oturmalıyım şeklinde olacaktır. Aslında olması gereken nerelerde eksiğim var, anlamadığım yerleri bir daha çalışmalıyım şeklinde, eksiklerinin ve tam olarak öğrenilmemiş konuların üzerine gitmektir. Eksikleri tamamlamak için çaba sarf ederken tekrarları ihmal etmemektir. Ders çalışmanın bir araç olduğunu unutmamaktır. Başarmak için çalışıldığında zorlanılan yerler görmezden gelinmez. Hatalar ve eksiklerle yüzleşmek sıkıntı oluşturmaz. Böylece dördüncü madde de karşımıza çıkar: BAŞARMAYA ODAKLANMAK, EKSİKLERİNİN ÜZERİNE GİTMEK

  Öğrenci bu anlatılanların hepsini çok güzel bir şekilde yerine getirmeye çalışırken bile aksaklıklar çıkacaktır. Motivasyon, değişkenlik gösterecektir. Uzun okul hayatı döneminde elbette başarısızlıklar, hayal kırıklıkları veya başka problemler olabilecektir. Hayat hiçbir zaman, hiçbir yaşta düz bir çizgi gibi akıp gitmez. Bazen kişinin kendinden, bazen çevreden kaynaklanan sorunlar olabilir. Aile her durumda ve şartta çocuklarının yanında olduklarını göstermeli "Sen bizim evladımızsın, biz senin her zaman, her durumda yanındayız." Mesajını vermelidir. Başardığında seni severiz ama başaramazsan sevmeyiz diye bir mantık oluşamayacağına göre "Konuşmak istediğinde, ilgi, destek gerektiğinde biz her zaman buradayız." Mesajı çok faydalı olacaktır. Böylece beşinci maddemiz: HER ZAMAN DESTEK OLMAK

 

  Öğrenci yetersizlik duygusu hissettiğinde, okulla ilgili herhangi bir problemi olduğunda, bu sorular sorun aşamasına gelmeden okul ile, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisi ile de bağlantıya geçerek, iş birliği yapılarak sorun büyümeden çözülmelidir. Öğrencinin okuldaki tutum ve davranışlarıyla evdeki davranışları farklıdır. Okuldaki paylaştıkları yaşadıkları kişiliğini olmak istediği yönlerini ortaya koyar. Çocuğun ailenin dışında kişilerce değerlendirmesi daha objektif bilgi sağlar. Anne baba çocuğunu değerlendirirken duygusal davranır, duygularıyla hareket edebilir. Fakat okulundaki eğitimciler olaylara dışarıdan başka bir gözle bakabilirler. Böylece altıncı maddemiz: OKUL İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK

 

  Olumsuz düşünceyi değiştirmeye çalışmak, yetersizlik duygusunu oluştuktan sonra ortadan kaldırmaya çalışmak çok daha zordur. Einstein’ın dediği gibi ” Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur.”

   Sonuç olarak çocuklarımıza destek olmak için önce kafamızdaki paradigmaları değiştirmek gerekir. Görünüşten ziyade öze inerek anlamaya çalışmalı, olayları ön yargısız, objektif olarak değerlendirip çözüm geliştirmelidir. Çocukların ailelerinden beklediği en önemli şey; çocuklara bilmediklerini öğretmeleri değil, destek olmaları, yanlarında olduklarını hissettirmeleridir.

  Unutulmamalıdır ki aile çocuk için biriciktir ve çocuk farkında olmasa da en çok etkilendiği ortam aile ortamıdır.

 

  Hedefimiz, her öğrenciye yapabileceğinin en iyisini yaptırabilmektir. Öncelikle ele aldığımız nokta, öğrencinin ihtiyaçlarını ve potansiyellerini tespit ederek, plan ve program oluşturmaktır. Her insan farklıdır. Bu bilinçle hareket ederek aile, öğrenci ve öğretmenlerimizle, öğrencimize en uygun öğretim programını tespit ediyor ve uyguluyoruz. Programı uygularken ise öğretmen, öğrenci ve veli işbirliğinin öneminin altını çiziyoruz.